25 Mayıs 2012 Cuma

Etme Bulma Dünyasında 3 Tarafı Sularla Kaplı Adasındayım..

Ettiğini bulmak böyle bir şey hacım. Ama bazen zorunda kaldığım şeyleri yaptığım için bu yaptığım şeyleri bir gün benim çekmem mübah mı?
Bilmiyorum. Öyle ağır bir depresyon geçiriyorum ki, sınavlar bir yandan, aile içi çatışma diğer yandan, arkadaşlıklar öbür yandan. 3 tarafı su altında olan bir ada gibiyim. Kaçış yolum hiç yok. Kaldım denizin ortasında bir uçak ya da helikopterin geçip beni kurtarmasını bekliyorum. Ya da ölmek..
Ölüm şu sıralar dilimde sıkca rastlanan bir kelime. Sanırım yaklaşıyorum da haberim yok. En çok merak ettiğimde şu aslında. Kim arkamdan ağlar? Ulan kime iyilik yaptım ki? Saymakla bitmez de ben mütevazilik yapim..
Yaptıysam da kim bildi kıymetini de arkamdan ağlayacak. Hadi onu geçtim, acaba ölüm haberim herkese ulaşır mı o da merak konusu. Şuan sadece ölsem ailem bilir. E arayan soran da yok. Nah öğrenir millet. Ondan sonra da "Ay allah korusun Roj, ay öyle deme Roj" diyen çok zaten.
Hayatı öylesine tozpembe görüyoruz ki, aslında ettiklerimizin karşılığını bir bir buluyoruz diyeyim. Ama dediğim gibi işte, kimseye etmedim aslında; sadece yapmak zorunda kaldım. Ama Rabbim öyle demiyor çekeceksin diyor. Biz de çekiyoruz..

Selametlee
rojdda

24 Mayıs 2012 Perşembe

Adaletini Her Şeyden Çok Seviyorum Dünya! Anladın Sen..

Ne garip bir hayat. Yeme de yanında yat!
Haksızlığa ne kadar çok gelemesem o kadar çok haksızlık oluyor ki anlatamam. En dürüst insan bile haksızlığa gelebilirken benim gelemiyor olmam benim mi yoksa o dürüst insanın suçu mu? Hep kabak dürüstlerin, iyi niyetlilerin, taviz verenlerin başına patlamasa şaşarım. Halbuki taviz vermek karşındaki insanın senin için ne kadar değerli olduğunu anlatır. "Aaa, bu insan benim için böyle fedakarlık yapıyorsa başımın üstüne" derim ben. Çünkü bilirim taviz vermek kadar zor durumda kalmak gibi daha kötü bir şey yok hayatta. Sen birilerine hesap verirken, zor durumda kalacağını bile bile değer verdiğin insana o tavizi verirken; o insan alsın bunu kötüye kullansın. Hiçbir şey demiyorum gerçekten.
İnsanların böyle art niyetli olması şaşırtmıyor beni, günden güne iyi insanlarında art niyetlerinin artmasına şaşırttığı kadar. Valla helal olsun ne diyeyim. Zor zanaat art niyetli olmak da. Ben hiç beceremedim çünkü. Ne yaparsam yapayım kendi özümü kaybedemedim mesela.
Bana kötülük yapan bir insanın yerine kendimi çok koydum ama bir türlü neden bana bu kötülüğü yaptığını çözemedim.
Adalet denilen şey de sanırım bu olsa gerek. Seviyorum senin adaletini dünya. Sen anladın !!

Bazen pire için yorgan yakmaya değer mi değmez mi çok tartıştım bunu. Ya da kurunun yanında yaş yanması ne kadar adaletli. Ben birinden şikayetçi olurken insanların, olayın başka insanın başına kalmasının sebebinin "ben" olması çok garip. Halbuki "ben" her kategoriye giren bir insanım. Yerine göre, yordamına göre.
İnsanlar aynaya baktıklarında "ben" ile karşılaştıkları için pek sevmezler beni bunu anladım. Çünkü ben karşımdaki insanın aynası gibi davrandığım için hatalarını bende görerek tek seferde silerler.
Öyle ama abi. Sen şimdi arayıp sormayacaksın ben arayıp soracağım seni? Yok böyle bir dünya. Ne kadar değer verirsen o kadar karşılığını alırsın yani. Sonra da "ben arayıp soran bir tip değilim, sen arayacaksın ki bende cevap vereceğim" diyen tiplere rastla da dur.
Hiç sevmem bir insanla yaşadığım şeyden sonra arkasından konuşulmasını. Dostluk payı bırakmak önemli.
Bak şimdi o insancıklara, arkasından "şimdi kim bilir hangi erkeğin altında yatıyordur, banane" dediği insanla muhabbet ediyor. Valla ben böyle bir şey yapsam her o insana baktığımda utanırım be. Zamanında böyle böyle dedim arkasından baksana şimdi adam benle konuşuyor diye.
İşte karakteristik meselelere bir şey diyemiyorum. Diyorum ya adaletini seveyim dünya.
İyiler hep kötü olur kötüler hep iyi olur hacım. Bu böyle gelmişş böyle giderr.
Neyse ki Arko var.

Neyse. Ben özümü kaybetmedikten sonra, belli değerlerimi kaybetmedikten sonra; varsın herkes beni kötü bilsin. Yeter ki insanlık iyi olsun. Valla bak.
Herkesin iyi olmasını isterim. Yeterki ben en adi en şerefsiz insan olayım ama herkes iyi olsun.

Haydiii selametlee
rojdda

Aradığınız Emlak Hurriyetemlak.com'da!


Emlağa dair her şeyi tek çatı altında buluşturan www.hurriyetemlak.com, çok seçenekli güncel ve detaylı ilanlarıyla, gelişmiş arama özellikleri ve kullanıcı dostu tasarımıyla, sektöre dair güncel haberleri ve istatistiki bilgileriyle, tam anlamıyla emlak sektörünün nabzını tutuyor.

Satılık ve kiralık daireler, ofisler, iş yerleri ve tüm konut projelerini bulabileceğiniz www.hurriyetemlak.com, sunduğu çok sayıda seçenekle size aradığınız emlağı mutlaka bulma olanağı sağlıyor.

İlanlarda okul, hastane, restoran, alışveriş merkezi gibi çevre bilgilerine ulaşabiliyorsunuz. Video desteğiyle gayrimenkulü içindeymişcesine izleyebiliyorsunuz. Baktığınız evin ya da iş yerinin net konumunu harita üzerinde görebiliyorsunuz.

Bu kadar kolaylık ve çok seçenek varken www.hurriyetemlak.com’da, aradığınız emlağı ya da emlağınızın talibini bulmanız an meselesi!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Anneler Günü Neden İnternette Kutlanır ki?

Anne..
Hayattaki en değerli kelimedir herkese göre. Herkes babadan nefret eder de anneden edemez o derece. İnsanın sığınıp liman olabileceği, seni hatalarınla, doğrularınla kabul edip yeri gelince gururlanacağı tek insan anne. Kıymetini bilmiyoruz orası ayrı.
Gelelim asıl meseleye. Anneler günü.. Hayattaki en saçma günlerin ikincisi bana göre. 1 sevgililer günü 2 anneler günü. Annelerin kıymeti 1 günde anlaşılıyorsa ne ala, buyursun kutlansın bu gün. Ama sen anneye saygısızlık yap, gram iyiliğin dokunmasın gel anneler gününde elini öp kutla. Kutsal bir gün değil ki herkesin ağzına pelesenk olmuş anneler günü de anneler günü. Saçmalığın daniskası.
Diğer konu da annesi olmayanlar. Yahu insanın nete giresi gelmiyor 1 hafta sırf her baktığı yerde anne kelimesini görüp hüzünlenecek diye. Hiç mi düşünülmez bu insanlar. Anne bu anne! Eski erkek arkadaşın değil. Hayret bir şey.
İnsanı çileden çıkartır şu insanoğlu. Karşımızdakini düşünmeden hareket etmek acayip hoşumuza gidiyor.
Madem anneler günü, internete girip yazacağına git annenin dizinin dibine. Herkeste sessiz sakin geçirsin şu günü . Hayretler olsun.

Tüm annelerin ellerinden öperim. Her gün sizin olsun.
Selametlee
rojdda

En Yaratıcı Anneler Günü Hediyesini mi Arıyorsunuz?


Anneler Günü’nün en yaratıcı hediyesini aramanıza artık gerek kalmadı. Vestel'in bu yılki Anneler Günü’ne özel tasarladığı Anne Bak N’aptım Facebook uygulamasıyla, annenizin sevinç gözyaşları garanti :)

Malum, sosyal medyanın popülerliği arttıkça, “kaç yaşında olursa olsun, yeter ki gözümün önünde olsun” diyen annelerimiz, Facebook’ta da “arkadaşımız” oldular. Bir hesap açar açmaz da genelde yaptıkları ilk iş, profil ya da kapak fotoğraflarına biricik evlatlarının resimlerini koymak oluyor.

İşte buradan yola çıkan Vestel, Facebook sayfasındaki Anne Bak N’aptım uygulaması ile kullanıcılara, Anneler Günü’nü Facebook’ta “anne stili” kutlama şansı veriyor.  Vestel'in bu uygulamasıyla, Anneler Günü kutlamanızı Facebook kapak resminize taşıyıp, annenize olan sevginizi dünyaya ilan edebiliyorsunuz. İsterseniz kendi annenizin fotoğrafını şablonlara yerleştirerek kendinize özel bir tasarımla, isterseniz de önceden hazırlanmış tasarımlardan birini kullanabiliyorsunuz.

Üstelik, annesi için tasarım yapanlar çok özel bir indirime de hak kazanıyor. Bu Anneler Günü’nde annesine en yaratıcı hediyeyi vermek isteyenler buraya:

http://gid.io/AnneBakNaptim

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Hayal Kırıklıkları.. Vol IV


Bir insan en yakın sandığı insanı ya da dostu olarak bildiği insanı en çok nerde anlar?
Senin hayatına biri girdiğinde anlar. Ya seni doğruya yöneltir hayatına giren insan hakkında, ya seni yanlış yola sürükler o insanın hayatından çıkmasına sebep olur, ya da dost sandığın insan bir bahaneyle kalkıp hayatından yok olur. 3 seçenek var ve bunlardan birini yaşadığım için; hayatımda hayal kırıklığı Vol IV oldu. 
Bir çok hayal kırıklığı yaşar elbet insan fakat dostu ona böyle bir kazık atınca ağır oluyor. Ben ki, dostlukları aşktan önce tutan bir insanım. Fakat artık önce canan sonra dost diyorum. İnsanlar böylesine sahteyken, böylesine yüzüne gülerken nasıl dostlukları ön plana alabilirim ki. Hayatıma giren kişi belki daimi olacakken, ömürlük dostluk yeminleri veren insan nerde? 
Kayıp... Benim için kayıp artık. Nasıl insan doğal afetlerde en yakınlarını kaybeder, ölününü ya da dirisini bulamaz senelerce ararsa; benimde dost "sandığım" insan artık öyle. Bir ölüden farksız aslında. Ben ne kadar adım atmaya çalışsam da onun geri çekilmesiyle her şey son buldu. Yazık! Onca emek, onca vakite yazık oldu. Halbuki en iyi ben anlardım onu. Ruh ikizimdi çünkü. Ama artık yok.
Bana seçim yaptırmak zorunda kaldı. "Ya o ya ben" dedi. Bana bu soruyu soran insanı hayatımdan çıkartırım hep. O da dost "sandığım" insan oldu. Böylelikle hayal kırıklıkları hayatımızda olağan bir süreçle devam etti...
Neyse ki, umarım bir gün pişman olupta geri dönmezsin dost. Çünkü bilirsin ki giden uzaklaştıkça, kalan kıymetlenecek. O zaman da bana eyvallah olacak.

4 Mayıs 2012 Cuma

"Başlıksız yazı" ya da yorumsuz diyelim..

Aşkın sınıf ayrımı var mı?
Tamam yaşı biliyoruz, aşkın yaşı yok ama son günlerde herkesin üstüne basa basa " üniversite mezunu bir insanın lise mezunu bir insanla olamaz" cümlesi kafamı kurcalamıyor değil. Ben mi çok geri düşünüyorum yoksa karşımdaki insanlar mı? Neden böyle bir ayrım var insanlarda? Neden bu aşağılayıcılık bilemiyorum. Okumakla adam olmadığı aşikar. Görüyoruz üniversite ortamlarında. Bir tane bulabilene aşkolsun. Okumayıpta adam olmayanda çok tabi orası ayrı fakat insanlardaki bu görüşü anlamıyorum.
Dünyaya bakış açımız farklı olurmuş ben sevgili üniversite mezunu ile benim manita adayım sevgisiz lise mezunu.Tabi sevgisiz bu ayrımı yapan insanlar diyor ben değil. Neden? Kafa yapısı uyuşuyorsa sorun nerden çıkabilir? Ya da çok eğleniyorsan? Neymiş. Şimdilik böyleymiş evlendiğimizde sorun olurmuş muş muş.
Kafamda deli sorular diyor ya Serdarcım, haklısın valla abi iyice çorba oldu bu konuda. Yaşamadan bilemeyiz tabiki. Belki o insanlar haklıdır ama bilemiyorum. Yaşadıklarım ve tanıdığım kadarıyla öylesine mutluyum ki bu konuşulanlar ancak benim kafamı karıştırmakla kalıyor. Kimseye tabi ki belli olmaz çok kazık yemiş biri olaraktan..
Farkındayım. Kocaman bir ayrım var aramızda. Dağ gibi hemde ama karşı taraftaki insan kendini geliştirdikten sonra neden olmasın. Ne ilkokul mezunları var anlatılmaz yaşanır. Holding sahibi olmuş büyümüş bir yere gelmiş. Böyle hikayelerde çok ama bu yargı yanlış.
İnsan nerede nasıl şekilde kiminle mutluysa orda kalmalı bence. İlerde evlendiğinde yok kadının maaşı fazlaymış yok erkeğin ki azmış bu işler bence faso fiso. Aşka giden her yol mübahtır diyor herkesi gözlerinden öpüyorum..

Selametleee
rojdda

27 Nisan 2012 Cuma

Yeni Bir Yaşama Başlamanın En İyi Yolları Hürriyet Emlak Gazetesi'nde!


Konu gayrimenkul olduğunda nerden başlayacağınızı bilemiyorsanız, artık tüm sorunlarınızı yanıtlayacak bir kaynağınız var.

Konut projelerinden yatırım fırsatlarına, kentsel dönüşüm planlarından konut kredilerine kadar emlak sektörüyle ilgili bilmek istediğiniz herşey her Pazar yeni Hürriyet Emlak Gazetesi Yeni Bir Yaşamda...

Haftanın son günü, YENİ BİR YAŞAM’ın ilk günü.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Son kez dokun bana aşk.. Son kez..

Aşktan bahsetmek istiyorum bugün. Tüm şarkılar aşkı andırıyor. Tüm baktığım gözler bir tek aşkı anlatıyor. Bir tek onu..
İnancımı kaybediyorum derken yakalamıştım gözlerinde tutunacağım dalı. Bir tek o baktı bana öyle. Bir tek o gördü gözlerimdeki aşkın alevini. Bir tek o...
Belki başta bir umuttu. Belki, böylesine deli gibi değildi aşk. Belki de o da tutunacak bir dal aradı ve buldu aradığını aşk.
Her söz, her cümle, her hareket anlatır oldu aşkı. Sözler yetmedi, bitti.. Tükendiği anda yakaladı beni. Bittiği anda yakaladı onu aşk.
Belki de umutsuzdu. Belki de yeniden aynı acıları yaşamak düşüncesiyle düşündü. Belki başlamadan bitirmeliydi. Ama aşk, bırakmadı onu. Beni. Seni. Sizi...
Aşktan bahsetmek istiyorum bugün. Yüreğim hiç böylesine yanmadı. Bir kere mi sever insan? Sevdiğinde alev alev yanar mı? Ya da başka bir şey mi bu? Esirlik.. Bağımlılık.. Kabul etme?
Hangisi aşk?
Anlat bana kendini. Anlat ki anlayayım seni.
Bu kadar yalanın içinde, sen gibi doğruyu kim sakladı?
Kim baktı böylesine gözlerine..
Kim dokundu sana böylesine aşk?
Kim?
Belki de olmamalıydın sen. Belki de yaşatmamalıydım seni yüreğimde.
Yandığımı bile bile. Sevdiğimi bile bile seni, bu ateşi yakmamalıydım.
Olsun..
Sana gelen her yol mübahtır diyerek baş koyduk seninle yola aşk.
Dokun bana bir kez daha
Söyle gözlerime bakarak bul kendini aşk
Bul ki, bende yanayım o bakışlarınla bir kez daha sana
Bir kez daha seveyim seni yeniden..
Tüm acılarına rağmen, tüm yaşanmışlığına rağmen öleyim uğrunda.
Öleyim ki böyle bir aşk görme bir daha.
Uğrunda ölünebilecek bir insan dururken, gitme yalan sevdalara aşk..
Bırakma beni.
Son kez..
Ne olur son kez dokun ve bırakma beni aşk...
Son'um ol ve öyle kal..
Gel gidelim son'suz ebediyete..
Gel aşk.. gel..

rojdda

15 Nisan 2012 Pazar

Zamane İnsanları :)

Aşk.. Başına gelebilecek en güzel ve en bela duygudur aslında. Sadece bulmasını beceremeyen insanlarla dolu etraf. Yürüten nasıl yürütüyor abi? Anlamıyorum valla. Seneler boyu iki insan nasıl birbirine katlanabiliyor onu hiç anlamıyorum. Bir kere, bir süre sonra konuşacak bir şey kalmıyor ki.. Ya hemen evleneceksin ki anlatılacak bir çok şey evliliğe kalacak ya da evleneceksin yani. Başka yolun kalmıyor. Evlenmek evlenmek evlenmek. Bence evlenmek her genç kızın hayalini süsleyen değil her genç kızın korkulu rüyası haline geldi şu devirde. Bulamıyorsun ki kafa dengi insan. Kafa denginden önemlisi karakterli insan. Herkes " daha yaşın kaç rojdda, etrafına bir sürü insan çıkacak" derken, ben bu insanlara "ben her türlü ortamı da gördüm yok yok yok adam gibi adam" diyorsam da anlayan olmuyor beni. Hayır bunu bana diyenler acaba hayatlarında doğru insanlarla karşılaşmışlar mıdır? Bu da ayrı bir merak konusu.
Neyse. Günümüz ilişkilerinden dem vuruyorum bu gece. Etrafıma dikkat etmiyorum son zamanlarda. Çünkü aklım başka gözüm yine o başka dediğim yerde. Kendimleyim. İçimdeki fırtınaları dindirdikten sonra bomba gibi yazılara geri döneceğim tabisi. Fakat günümüzdeki şu cıvık ilişkilerden söz etmezsem çatlarım. Bugün AVM de gördüm mesela. Yaz gelmiş ya, el ele tutuşanların sayısı artmış gibi. Herkes çıkmış cafelerinden dışarda boy gösterir oldu. Hayır, anlamadığım şu; yakışsa da canımı yese. Birbirinin dengi olmayan insan sürüsü. İnsanın aklına direk " para var aşk var huzur var" lafı geliyor. Hakikaten bakıyorsun da, yüzüne bakılmayacak adamların yanlarında cillop gibi kadınlar var. Neden? Çünkü cebine bakılıyor. Herkes karakterini paraya satar olmuş bu devirde arkadaş. Yazık demeden geçemiyorum..
Sonracığıma, 15 16 yaşındaki kızcağazlar. Valla görünce içim parçalanıyor. Geçenlerde biri evimize geldi hatta. Kuzenin sevgilisimiymiş neymiş. Pek dikkat etmedim kıza ama şöyle göz ucuyla bir baktım. Hani bu kadar yapmacık bir ilişki olduğunu bari belli etme dedim içimden. İnsanlar anlık zevklerin tatlarını arar olmuş. Halbuki gerçek zevkin tadı o tadı almadan sabredince sonunda o tadın kat be kat fazlasını almaktır asıl.
Ne zaman gerçek dünyaya döneceğiz bilmiyorum ama bu devirde bu insanlarla çok zor gibime geliyor. Kimsenin işi gücü yok abi. Dedikodu tek iş güç. Bir de başka yönden bakabilsek şu hayata aslında, tadından yenmeyecek şeyler var..
İnşallah bir gün diyorum..

Selametleee
rojdda